Haftanın Mitolojik Kahramanı

Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuydu bu biraz köşe yazarı vari olacak ama bundan sonra –tabii okul işleri elverdikçe- her hafta en sevdiğim konulardan biri olan mitoloji hakkında yazmaya çalışacağım. Genelde Yunan mitolojisinden bir kahramanı anlatmayı düşünüyorum. Umarım okuyanların da hoşuna gider :)

Eveet gelelim ilk haftanın konuğuna: PERSEPHONE. Kimi kaynaklarda adı bakire anlamına gelen Kore şeklinde geçer, Roma mitolojisinde ise Proserpina adıyla geçer ve Rönesans’ın önemli sembollerinden biridir. Şimdi gelelim bu kızımızın olayına. Efendim bu güzel mi güzel kızcağız doğa tanrıçası Demeter ve tanrı Zeus’un kızı. Güzel olduğu kadar da alçakgönüllü olan Persephone, bir gün kırlarda çiçek toplamaya gitmiş. Anan tanrıça baban tanrılar kralı ne işin var senin kırda bayırda, di mi? Ama olacakla öleceğe çare yok olanlar bahanesi derler ya bu kızın da durumunda kader onu çiçek toplarken bulmuş. Yer altı yani ölüler ülkenin tanrısı Hades bu güzel kızı görmüş ve arabası aldığı gibi kendi yer altı dünyasına kaçırmış. Annesi, bakmış kızı ortalarda yok çıldırmış; aramak için yollara düşmüş ve tabii sonunda öğrenmiş kızının başına gelenleri. Kahrolmuş üzüntüsünden ve her anne gibi hemen babaya koşmuş anlatmış olayları. Ama Zeus Hades onun kardeşi olduğu için Demeter kadar teleşlanmamış. “Kızı boş bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya aman boşver bizimkisi en azından bir tanrıyla kaçtı” mealinde bir şeyler söylemiş. Ama Demeter dayanamaış tabii kızının zorla kaçırılmasıne ve Zeus’a kızını geri getirmesi için yalvarmış. Kader tanrıçaları olan Moiralar’a göre kızın kaderinde geri dönmek varmış ancak çok önemli bir şartla: Sevgili Persephone’miz yer altında hiç bir şey yememeliymiş. Ah kader kahpe kader diye şarkılara döktükleri kadar var, Persephone yer altında 7 nar tanesi yemiş. E milletin ağzı torba değil ki büzesin gidip bunu Hades’e yetiştirmişler hemen. O da karısının evine dönmesini engellemiş. Ama kadere karşı gelmeye hiç bir tanrının gücü yetmezmiş. Sonunda Zeus’un da araya girmesiyle şöyle bir çözüm bulunmuş: Persephone yılın 6 ayında kocası Hades’le birlikte yer altı kraliçesi olarak yaşayacak diğer yarısındaysa annesinin yanına yeryüzüne dönecekti.

İşte mevsimler de böyle oluşmuş. Annesi Demeter kızı geleceği zaman doğayı çiçeklerle süsler baharı getirir sonra da yazın en güzel meyvelerini sunarmış ona. Sonbaharda kızı gidince üzülür, hüzünlü bir sonbahar gelir. Sonra ana yüreği sızlayıp kızının hasreti depreştikçe kara kışları getirirmiş. Yeniden kızının gelme vakti gelince de doğa uyanırmış. Bu benim çok sevdiğim bir hikayedir. Genç bir kızın zorla kaçırılıp evlendirilmesi ve annesinden ayrılması da çok acıklı gelir bana. Hafiften bizim töresel içerikli dizileri de andırır hani. Demiştim ya Persephone Rönesans’a ilham olmuş diye işte bunlar da resimleri...


İşte anne kızın kavuşması ve onlara engel olmaya çalışan Hades

Meşhur nar ve Persephone


Bu da hoş bir seramik olmuş Persephone ve kocası Hades


Son resimdeyse Hades'in Persephone'yi kaçırması

3 yorum:

ebvata dedi ki...

Mitolojik hikayeleri çok severim,sık sık yaz lütfen:))

BLOOM dedi ki...

elimden geldikçe bi şeyler yapmaya çalışcam.haftaya da ares yani mars'tan bahsetmeyi düşünüyorum:)))

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

benimde herzaman ilgimi çekmiştir mitolojik hikayeler.Bunu duymamıştım mesela.

Related Posts with Thumbnails

Bana Ulaşmak İçin...

...mail adresim:
sparklypages@gmail.com

Sohbet Kutusu:))

Blog Listem

İzleyiciler

Gelip Görüp Fethedenler

Site Meter